ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI DEPRESYON

 

Gelişmiş ülkelerde neredeyse herkesin çantasında bir antidepresan var. Modern dünyanın bir salgın hastalığı gibi yıldan yıla büyük bir artış gösteren depresyon, başta bilim insanları olmak üzere toplumdan her kesimin dikkatini çekmiş durumdadır.

Depresyon bir duygudurum bozukluğudur. Duygudurum ise, içsel olarak yaşantılanan, kişinin davranışları ve dünyayı algılamasını değiştiren hakim ve sürekli duygu tonudur. Sadece yetişkinlerde değil artık çocuklarda bile görülen bu hastalığın nedenleri, antidepresanların tek başına etkileri ve gerçekten işe yarayıp yaramadıkları yanıt bekleyen sorulardandır. Her insan yaşamının bir döneminde hüzün, keder, mutsuzluk gibi duygulanımlar yaşayabilir. Bunlar, genellikle beklenmedik bir anda oluşan ve yaşanan olaylarla ilişkili olup, olayın kişi için anlam ve önemine göre değişen bir sürenin sonunda geçebilen durumlardır. Bazı kişilerde bu duygulanımlar, daha şiddetli, aşırı boyutlarda ve daha uzun süre yaşanır. Hatta bazen bu duruma neden olabilecek belirgin bir durum da yoktur veya bir neden olmakla birlikte gösterilen duygusal tepkinin süresi, şiddeti ve yoğunluğu beklenenden fazladır.  Öyle ki bu duygu durumu, kişinin kendisiyle, çevresiyle ilişkisini bozmaya, yaşamdan tat almasını engellemeye başlamıştır. İşte bu duygu durumundaki kişiler için “depresyon” tanısı konulabilir.

Depresyon, keder, elem yönünde artmış bir duygu durumu ve ruhsal çökkünlük halidir. Böylesine yoğun üzüntülü bir duygu durumda; düşünce, konuşma ve hareketlerde yavaşlama, güçsüzlük, değersizlik, isteksizlik, karamsarlık duygu ve düşünceleri ile fizyolojik işlevlerde yavaşlama gibi belirtiler görülmesine rağmen depresyon aynı zamanda, tedaviye iyi yanıt veren ve iyileşme olasılığı yüksek bir hastalıktır. Ancak depresyon geçirenlerin çoğunluğu, tedavi edilebilir bir rahatsızlığı olduğunu düşünmez ve tedavi arayışına girmezler.  Özellikle toplumumuzda depresyon tedavi gerektirir bir hastalık olarak değil de sanki normal bir yaşam biçimi, kader veya kişilik özelliği gibi görülmektedir. Oysa depresyon durumunda tedavi desteği almanın, birçok fiziksel hastalık durumundan daha fazla gereği ve önemi vardır.


Depresyon, günümüz dünyasında en sık görülen ruhsal bozukluktur. Yapılan bazı araştırmalar sonucunda, ülkemizde depresyonun yaygınlık oranı % 9-20 olarak saptanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre herhangi bir anda dünyada 100 milyon insan depresyondadır. Depresyon yaygın oluşunun yanı sıra, yol açtığı yeti yitimi ve riskler nedeniyle de önem taşımaktadır. Tüm dünyada yeti yitimine neden olma bakıımından ilk üç sıraya girmektedir. Depresyon kişilerin mesleki başarının düşmesine ve iş kayıplarına, cinsel bozukluklara yol açarak evlilik sorunlarına, durumun etkisinden kurtulmak, kendini rahatlatmak için alkol ve uyuşturucu maddelere yönelmesine, sonucunda trafik kazalarına, kavga ve suça yönelmeye, ruh sağlığı bozuk çocuklara ve ruh sağlığı bozuk bir toplumun oluşmasına yol açmaktadır. Depresyondaki kişilerde sağlık harcamaları da daha yüksektir ve yaşam kalitesi ileri düzeyde bozulabilir. Tedavi edilmezse, özellikle ağır depresyonda, intihar riski vardır.

Depresyondaki hastaların yaklaşık 2/3′ si intihar etmeyi düşünür ve %10-15’i intihar girişiminde bulunur. Depresyon herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Ama sıklıkla 24-40 yaşları arasında görülür. Her 4 kadından biri ve her 10 erkekten biri hayatlarının bu döneminde depresyonla tanışırlar. Depresyon bütün sosyal katmanlardan insanlarda görülebilmektedir. Yani sosyoekonomik düzey veya konumla ilgisi yoktur. Tüm insanların yaklaşık beşte biri yaşamları boyunca en az bir kez depresyon geçirirler.

Her insan bu duygu durumlarını zaman zaman yaşayabilir. Ama eğer, birey iki hafta gibi bir süredir hemen, hemen her gün yaklaşık gün boyu süren bir biçimde bu belirtilerden bazılarını yaşıyorsa, depresyonda olabilir.

Depresyon; uzun süre devam eden, çok üzgün, umutsuz, çaresiz ve değersiz hissetme halidir. Gündelik hayatta kolayca kullandığımız bu sözcük, aslında ciddi bir rahatsızlığa işaret eder. Bu ruh hali, kişinin tüm yaşamını etkiler.

 

Niğde Uzman Psikolog | Suat Kılıçarslan (0505) 786 37 61