EBEVEYNLER İÇİN YENİ BİR BAŞ ETME MODELİ: YENİ OTORİTE ŞİDDETSİZ KARŞI KOYMA

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
66


Suat KILIÇARSLAN Devrim ERDEM


Başvuru Tarihi: 31.07.2017 Yayına Kabul Tarihi: 11.11.2017 DOI:10.21764/maeuefd.331990

 


Özet: Şiddet ve saldırganlık içeren davranışlar,
Türkiye ve dünyadaki en önemli toplumsal
problemlerdendir. Bu problemin erken ve etkili
biçimde çözülebilmesi için gerekli önleme ve
müdahale çalışmalarının yapılması gerekmektedir.
Saldırgan davranışlara sahip çocukları olan annebabaların
ebeveynlik becerilerinin artırılması ve
ebeveyn çocuk ilişkilerinin onarılmasına yönelik
sistemik yaklaşıma dayalı olarak geliştirilmiş olan
Şiddetsiz Karşı Koyma: Yeni Otorite Modeli nispeten
yenidir ve aile ve okul ortamlarında uygulanması
özellikle Avrupa’da hızla yayılmaktadır.

Türkiye’de
çocuk ve ergenlerde görülen şiddet ve saldırganlık
içeren davranışları önleme ve bu türden davranışlara
müdahaleye yönelik ebeveyn programları sayıca azdır.
Anne-babalar ve aile üyeleriyle birlikte çalışmakta olan
Şiddetsiz Karşı Koyma programının etkililiğinin ele
alındığı araştırmaların ise çok sınırlı sayıda olduğu ve
bu konuda yapılacak yeni uygulama ve araştırmalara
ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda,
araştırmanın amacı, çocuk ve ergenlerde görülen
saldırgan davranışların azaltılması amacıyla
geliştirilmiş olan Şiddetsiz Karşı Koyma Modeli ve
ebeveyn programını tanıtmak, şiddet gibi köklü
problemlerle baş etmede bu yeni yaklaşımın
Türkiye’de uygulanabilirliğini artırarak alanda çalışan
uygulayıcılar ve araştırmacılar için yeni bir perspektif
oluşturmaktır. Bununla birlikte, dünyada
yaygınlaşmakta olan Yeni Otorite Modeli’nintemel
ilkelerinin ve amaçlarının, kullanılan teknik ve
uygulamalarının gözden geçirilmesi ve Türk kültürü
açısından uygulanabilirliğinin tartışılması
amaçlanmaktadır.


Anahtar Sözcükler:Yeni Otorite, Şiddetsiz Karşı
Koyma, Şiddet, Saldırganlık, Aile İlişkileri


Abstract: Violent and aggressive behaviours are one
of the most important social problems in Turkey and
in the world. Necessary prevention and intervention
activities should be carried out in order to solve this
problem timely and effectively. Non-Violent
Resistance: A New Authority Model, a relatively new
approach, was developed based on the systemic
approach in order to increase skills of parents who
have children with violent behaviours and recover
parent-children relationships; and its implementation
has been increasing in school environments
especially in Europe. There are quite limited number
of parenting programs about the prevention of and
intervention for violent behaviours in children and
adolescents. Studies on the efficiency of “Nonviolent
Resistance” programs involving parents and
family members are quite limited in number, and
there is a need for new practices and research on this
issue. In this regard, the purpose of this study is to
introduce “Non-violent Resistance Model” and
parent program that aims to decrease violent
behaviours in children and adolescents, increase
practicality of this new approach in Turkey for
coping with rooted problems, and create a new
perspective for practitioners and researchers. In
addition, it has been aimed not only to review the
basic principles and purposes, the techniques and
practices of New Authority Model which is getting
more common, but also to discuss the applicability of
them in term of Turkish culture.


Keywords: New authority, Non-violent resistance,
violence, aggressiveness, family relationships


1Bu çalışma, 11-14 Mayıs, 2017’de Denizli Pamukkale Üniversitesinde düzenlenen “IV. International Eurasian
Educational Research Congress”’te özet sözlü bildiri olarak sunulmuştur.
2 Yrd. Doç. Dr., Ömer Halisdemir Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir., Orcid No:0000-0002-2907-8480
3Yrd. Doç. Dr., Ömer Halisdemir Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri
BölümüBu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir., Orcid No:0000-0003-1810-2454


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89

67


Giriş
Son yıllarda Türkiye’de ve dünyada saldırganlık ve şiddet içeren davranışlarda ciddi bir artış
görülmektedir. Saldırgan davranışlar, çocuk ve ergenlerin psikiyatri servislerine
yönlendirilmelerinin de en yaygın nedeni olmaktadır (Griffin ve Gross, 2004). Freedman,
Sears ve Carlsmith (1993), saldırganlığı başkalarını incitmeyi amaçlayan her türlü davranış
olarak tanımlamışlardır. Saldırganlık, içinde bulunduğumuz yüzyılda evrensel bir sorun
olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlardaki bu problemli davranış bireyin psikolojik ve
fizyolojik durumuyla ilişkilendirilebileceği gibi, bireyin içinde yaşadığı çevrenin kültürel
özellikleriyle de ilişkilendirilebilir (Hassan, Osman ve Azarian, 2009). Çocuk ve ergenlerde
şiddet içeren tutum ve davranışların ortaya çıkmasında anne baba ve ergen arasında ilişkilerin
yapısı ve etkileşim biçimi de çok önemlidir. Ebeveynlerin yaklaşım biçimlerinin çocukların
davranış problemlerinin gelişimindeki önemli etkisi göz önüne alındığında, davranış
sorunlarına müdahale edilirken çocuklarla birlikte ebeveynlerin de davranışlarının
biçimlendirilmesinin gerekli olduğu ortaya çıkmaktadır (Arkan ve Üstün, 2009).
Çocuk ve ergenlerde görülen yapıcı, olumlu yönde bir davranışın ve topluma uyum
becerisinin önemli belirleyicilerinden biri aile desteğidir. Bu destek koruyucu bir faktördür,
bu nedenle de çocuklardaki davranış problemlerini önlemek için oluşturulan programlarda
aile temel olarak dikkate alınmaktadır. Bu programların, ailede var olan yıkıcı faktörleri
azaltması ve yıkıcı faktörlerin yerine, etkili, yapıcı ve koruyucu faktörleri koyması büyük
önem taşımaktadır (Sanders, 2000).
Alan yazın incelendiğinde dünyada ve Türkiye’de çocuk ve ergenlerde görülen şiddet
davranışlarıyla baş etmeye yönelik birçok program olduğu görülmektedir. Okullarda
uygulanan sosyal gelişim programları, çatışma çözme becerileri eğitimleri, öfke kontrolü,
problem çözme becerileri eğitimi, iletişim becerileri eğitimi, akran arabuluculuk eğitimleri
gibi okul temelli programlardır (Herrmann ve McWhirter, 2003; Rollin, Ulrey-Kaiser,
Potts&Creason,2003; Uysal, 2006; Akdeniz, 2007; Güner, 2007; Horne, Stoddard ve Bell,
2007; Gültekin, 2008; Karataş ve Gökçakan, 2009; Gündoğdu, 2009; Yavuzer ve Üre, 2010;
Bedel ve Arı, 2012). Şiddet ve saldırganlıkla mücadele etmeyi hedefleyen diğer çalışma
alanlarında; ev ziyaretleri, aile eğitimleri, aile terapisi gibi aile katılımını hedef alan aile
temelli programlar yer almaktadır (Omer, Schorr-Sapir ve Weinblatt, 2008; Weinblattve
Omer, 2008; Newman, Fagan ve Webb, 2014; Lavı-Levavı, Shachar ve Omer, 2013;
Kaymak-Özmen, 2013; Çekiç, 2015).

 

 


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
68


Meta-analitik çalışmalar, öğrenci ve ailelere yönelik önleme ve müdahale programlarının
saldırganlık ve şiddet davranışlarını azaltmada, ebeveyn çocuk ilişkilerini geliştirmede ve
kendilerini kontrol etmekte zorlanan saldırgan davranışlara sahip çocuk ve gençler için yeni
becerilerin kazanıldığı çok olumlu sonuçlar sağladığını ortaya koymaktadır (Sukhodolsky,
Kassinove, Gorman, 2004; McCart, Prienter, Davies ve Azen, 2006; Wilson ve Mark, 2007;
Şahin ve Kalburan, 2009; Bacıoğlu, 2014; Omer veLebowitz, 2016).
Saldırganlık içeren yıkıcı davranışları olan ergen çocuklara sahip ebeveynler, çocuklarının
alacağı beceri eğitimlerinin yanı sıra kendileri de katılacakları eğitim ve destek
programlarından yararlanabilir ve aile içi etkileşimlerinde olumlu yönde değişiklikler
sağlayabilirler. Bu programlardan biri olan sistemik psikoterapi yaklaşımına dayalı Şiddetsiz
Karşı Koyma: Yeni Otorite: (Non-violent Resistance: New Authority-NVR) Modeli’nde
saldırganlık, sadece bir birey sorunu olarak değil, aynı zamanda bir aile ve ailenin de içinde
bulunduğu toplumsal ve kültürel bir yapı sorunu olarak ele alınmaktadır. Orijinal olarak Haim
Omer tarafından İsrail’de geliştirilen bu yaklaşım şu anda pek çok Avrupa ülkesinde ve
Amerika’daki tedavi merkezlerinde ailelere ve okul ortamlarında eğitimcilere yönelik olarak
uygulanmaktadır.
NVR, şiddet ve kendine zarar verici davranışlarla baş etmek için gerginliği tırmandırmayan
bir tarzda ve kesinlikle şiddet içermeyen yöntemlerle ebeveynlere, öğretmenlere ve diğer
bakım veren kişilere yardımcı olmak için oluşturulmuş sistemik bir yaklaşımdır (Ömer,
2004). Sistemik bakış açısında bireyin tam olarak anlaşılması için birey, ilişkilerinin
bütünlüğü çerçevesinde ele alınır ve aile üyeleri arasında karşılıklı etkileşim ortaya çıkarılır.
Ailenin bir üyesinin gelişimi ve davranışı, ailenin diğer üyeleri ile çok yakından ilişkilidir.
Problem davranışlar genellikle ailedeki yerleşik etkileşim kalıplarının bir ifadesi olarak
görülmektedir. Değişim sağlanmasında uygulanacak en iyi yol, aileyi ya da ilişkiyi bir bütün
olarak ele alarak çalışmaktır. Bu bağlamda müdahalenin yalnız sorunlu bireyle sınırlı
kalmaması, ailenin tüm bireylerine uygulanacak şekilde kapsamlı olarak ele alınması gerektiği
ortaya çıkmaktadır (Becvar ve Becvar, 2003).
NVR, orijinal olarak baskı ve saldırganlığa, şiddet içermeyen bir biçimde karşı koymak için
sosyo-politik bir strateji olarak geliştirilmiştir (Sharp, 1973; Lavi-Levavi, Shachar ve Ömer,
2013). MahatmaGandhi, Martin Luther King ve RosaParks’ ın şiddetsiz, doğrudan eyleme
geçme ve karşı koyma fikirleri ve yöntemleri toplumda ve aile ortamlarında anne-baba ve
bakıcılara onların çocuk yetiştirmelerinde yardım etmek için kullanılmıştır. İstismar ve


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
69


baskıya karşı mücadelelerinde güçsüz olan veya şiddet kullanımına ahlaken karşı olan, fakat
amaçlarına ulaşmak için diyalog ve ikna etmeyi tek başına yetersiz bulan sosyal gruplar
mücadelelerini yürütmek için bir dizi şiddet içermeyen metotlar geliştirmişlerdir (Weinblatt
ve Omer, 2008). NVR'yi aile bağlamına uyarlama girişimi ebeveynlerin sıklıkla çaresizlik ve
kızgınlık arasında gidip gelmesinin gözlenmesi üzerine temellenmiştir (Bugental, Blue ve
Cruzcoza, 1989).Yakın zamanlarda, ebeveynlerin çocuk ve ergenlerdeki şiddet içeren ve
kendilerine zarar veren davranışlarla başa çıkmalarına yardımcı olmak amacıyla NVR
öğretisinin aile ortamına uyarlanmasıyla eğitim programı geliştirilmiştir (Alon veOmer, 2006;
Omer, 2001, 2004; Omer, Irbauch ve Schlippe, 2005; Omer veSchlippe, 2002, 2004; Omer,
Shor-Sapir, veWeinblatt, 2006).
Ebeveynler için NVR programının savunucuları, programın çocuğun şiddetine ve kendine
zarar veren davranışlarına şiddetsiz ve gerginliği tırmandırmayan bir yolla etkili bir şekilde
karşı koymalarında onlara yardımcı olabileceğini varsaymıştır. NVR'nin hedefi, öncelikle
çaresizlik yaşayan ve çocuklarıyla ilişkilerinde gerginliğe kapılan ebeveynlere yardım etmek,
geri kışkırtmaksızın ya da pes etmeksizin çocuğun saldırgan ve kendine zarar verici
davranışlarına etkili bir şekilde karşı koymayı öğrenerek, onlara ebeveynlik becerilerini geri
kazandırmaktır. Tedavi ebeveynlerle yürütülmesine rağmen, temel bakış açısı hem ebeveynler
hem de çocuk üzerine yoğunlaşır. NVR'nin ebeveynlere çocuk için güven verici bir işlev
oluşturmalarına olanak tanıyan, güvenli ve istikrarlı bir ilişki çerçevesi inşa etmelerine yardım
ettiği varsayılır (Ömer, Steinmetz, Carthy ve Schlippe, 2013).
Türkiye’ de çocuk ve ergenlerde görülen şiddet ve saldırganlık içeren davranışları bütüncül
bir bakış açısıyla önleme ve müdahaleye yönelik programların çok sınırlı sayıda olduğu
görülmektedir (Kılıçarslan, 2016).Bu bağlamda, kültürel bakış açılarımızı da dikkate alarak
yeni yaklaşım biçimlerini öğrenmek, tüm aileyi sürece dâhil ederek sistemik açıdan aile
üyeleriyle çalışmakta olan NVR modelinin etkililiğinin ele alındığı araştırmalara ihtiyaç
olduğu düşünülmektedir. Bu araştırma ile NVR yaklaşımının Türkiye’de bilinirliğinin ve
uygulamasının artması, bu anlamda çocuk, ergen ve ebeveynlerle çalışmakta olan uygulamacı
ve araştırmacılara şiddetle baş etmede yeni bir bakış açısı sunulması hedeflenmektedir.
Şiddetsiz Karşı Koyma Modeli’nde (NVR) Temel Kavramlar ve Tedavi Süreci
NVR, açıkça bir mücadele dilidir. NVR felsefesi, mücadele ilkesinden vazgeçen kişi veya
grupların eninde sonunda şiddetin sürdürülmesine katkıda bulunduğunu varsayar; fakat
mücadele kesinlikle şiddet içermemelidir. Alon ve Omer (2006), şiddetsiz bir biçimde direnç


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
70
gösteren kişinin her tür fiziksel ve sözlü saldırıdan kaçınmayı ve amacı küçük düşürmek ve
aşağılamak olan eylem ve ifadelerden sakınmayı öğrenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu
yüzden, ebeveynlerin çocukların yıkıcı davranışlarına karşı mücadelesi hakkında onlarla
açıkça konuşmalarını önerir. Bu mücadele genellikle “mücadele” olarak görülenden farklıdır,
çünkü a) ebeveynler kendilerini tamamen şiddetsiz ve aşağılayıcı olmayan bir duruşa adarlar;
b) ebeveynler gerginliğin yukarılara tırmanması sürecinde kendilerine düşen sorumluluğu
kabul ederler; c) genel türdeki bir mücadelede kişinin amacı rakibini mağlup etmektir, oysa
NVR’de ebeveynlerin amacı kendilerini ve çocukları (hem faili hem de potansiyel kurbanları)
korurken çocuğun yıkıcı davranışlarına karşı koymaktır ve d) ebeveynler çocuğun şiddetiyle
mücadele ederken, aynı zamanda ilişkideki olumlu unsurları da koruyup geliştirmeye
çalışırlar. Bu özelliklere bakılarak anne-baba açısından NVR yıkıcı değil yapıcı bir mücadele
olarak karakterize edilebilir (Alon veOmer, 2006).
NVR’de ebeveynler çocukların olumsuz davranışlarını kontrol etmektense, onlara karşı
direnmeyi amaçlarlar. Gandhi şunu ileri sürmüştür, “biz sadece kendi tepkimizi
belirleyebiliriz, karşımızdakinin değil”. Bu, NVR’nin temel ilkesidir (Weinblatt ve Omer,
2008). NVR’ye başlandığında, çocuğun şiddeti hemen terk etmesini veya boyunduruk altına
girmesini beklemek yanlıştır. Bu yüzden şiddetsiz bir biçimde direnç gösteren bireyler
gerginliği arttırmadan saldırı ve kışkırtmalara karşı koymaya hazırlıklı olmalıdırlar; çünkü
rakipleri olayları kendilerini daha avantajlı hissettikleri şiddet yoluna döndürmeye çalışırlar.
Ebeveynler çocuğun olumsuz davranışlarına direnmeyi öğrenirken aynı zamanda
dayanıklılıklarını, kendi tepkilerini kontrol etmeyi ve gerginlik artışına karşı durma
becerilerini de geliştirirler. Ebeveynlere ulaştırılan mesaj şudur: “Kazanmanız gerekmez,
sadece ısrar etmelisiniz!”. Bu sayede ebeveynler çocuklarını derhal değiştirme hedefinden
kurtulurlar. Ebeveynlerin dikkatinin bu şekilde çocuğun tepkilerinden uzağa ve kendi
yaklaşımlarına doğru yönlendirilmesi, gerginlik artışını ve ebeveyn çaresizliğini
azaltmaktadır. Çocuğun davranışı önemli bir değişkendir, fakat merkezde olan bu değildir.
NVR, kontrol etmektense kabul etmeyi ve adanmayı vurgulayan modern tedavi yaklaşımları
içinde yer almaktadır (Alon veOmer, 2006; Hayes, Strosahl ve Wilson, 1999; Linehan, 1993).
NVR ebeveyn eğitimi, çocukların şiddet, kendine zarar verebileceği aktiviteler, okuldan
kaçma ve diğer ilerlemiş disiplin problemleri ile baş etmeye yardım etmek amacıyla annebabalar
için tasarlanmıştır (Omer, 2004, 2011). Ebeveyn eğitiminde uygulanan üç özellik
NVR'ninsosyo-politik prensiplerinin temelini oluşturur; a. Var olma (Presence) ya da direkt


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
71


kişisel katılım, şu anlama gelir: Biz senin anne-babanız ve anne-baban kalacağız. Bizi
kovamazsın, bizden ayrılamazsın ya da bizi bir kenara atamazsın. b.Çocuk üzerinde kontrol
kurmak yerine kendini kontroletme ya da şiddetsiz bir şekilde pozisyon alma, şu anlama gelir:
Biz seni kontrol edemeyiz, ancak kendimizi kontrol edebiliriz. Biz görevimizi yapacağız ve
kışkırtmalara gelmeyeceğiz. c. Destek, şu anlama gelir: Söylediğim şeyi yapacaksın, ifadesi
yerine anne-babalar birincil çoğul kişi (biz) ifadesiyle konuşmayı ve davranmayı öğrenir(Day
veHeismann, 2010).
Bu süreçte, ebeveynler şeffaf bir tutum geliştirir. Bu tutum, gizlilik durumları altında hüküm
süren zorlayıcı ve gelişigüzel atmosfere güçlü bir panzehirdir. Strateji ve taktikler üzerinde
Mahatma Gandhi ve Martin Luther King, Jr. tarafından geliştirilen özel teknikler model
alınmıştır (Ömer, 2004). Ebeveyn otoritesi fikri, NVR' de ebeveyn-çocuk ilişkisine ve aynı
zamanda disiplin ve güvenlik konularına olanak veren, gerilimi tırmandırmayan ve kararlı bir
varoluş üzerine inşa edilmelidir. Çeşitli yaklaşımlar ebeveynliğin hem ilişkisel hem de
disipline edici (sınır koyucu) yönlerine dikkat çekmiştir. Ancak, bu iki alan genellikle farklı
yönleri temsil etmekte, hatta tedavinin farklı aşamaları olarak görülmektedir. Bunlar, ilişkisel
aşama (ebeveynler çocukla olumlu iletişimi geliştirmek konusunda eğitilir) ve bir
güçlendirme aşaması’ dır (ebeveynler çocuğun pozitif ya da negatif davranışına uygun
reaksiyon gösterir). Ebeveyn yakınlığı ve ebeveynin gücü birlikte gelişir (Lavi-Levavi,
Shachar ve Ömer, 2013).
NVR'nin ortaya çıkardığı önemli bir gelişme de tetikte olma (vigilantcare) kavramıdır. Bu,
ebeveynlerin çocuğun potansiyel olarak tehlikeli faaliyetleri ile ilgili olarak, kulağını açık
tutma, sürekli alarmda olma becerilerini ifade eder (Ömer, 2011). Tetikte olma modeli,
ebeveyn-çocuk çatışması ve aşırı koruyucu ebeveynlik gibi artan bazı olumsuz sonuçlara yol
açtığı belirlenmiş olan aşırı ebeveyn kontrolünün var olduğu anne-baba gözlemciliğine
yönelik olarak yapılan eleştirilere karşılık olarak geliştirilmiştir (Racz ve McMahon, 2011).
Tetikte olma kavramı, aşırı takipçiliğin aksine, çocuktan algıladıkları tehlike sinyallerine
karşılık olarak ebeveynlerin farklı seviyelerde duruma dâhil olacak şekilde hareket ederek,
alarmda olma durumunu; sürekli bir dikkatten, odaklanmış dikkat durumuna ve etkin
korumaya geçişi vurgular. Bu yaklaşım, kurallara uymama, şeker hastalığı, riskli bilgisayar
kullanımı, alkol bağımlılığı ve okul devamsızlığı gibi ebeveynlerin tetikte olmasını gerektiren
çeşitli problemleri olan gençlerin ailelerine uygulanmıştır (Omer, 2015).
Şiddetsiz Karşı Koyma Modeli’nin Tedavi Adımları,


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
72


“Gerginliği azaltma", “ev içinde ve dışında ebeveyn varlığını güçlendirme”, “ilişkilerin
yeniden yapılandırılması”, “sepetler”, “destek sistemi”, “duyuru”, “oturma eylemi”, “uzlaşma
eylemleri”, “kendine iyi bakma”, “kardeşler ve diğerlerine yardım etme” gibi yöntemler
NVR’nin temel güç ayakları olarak tanımlanmaktadır. NVR eğitiminde ebeveynlerle birlikte
yürütülen çalışmalar Şekil 1’ deki NVR haritasında gösterilmiştir.
Şekil 1: NVR Haritası (Day veHeismann, 2010).
İşbirliği geliştirmek. Uygulayıcılar ilk oturumlarda NVR’de, ailenin sadece -çocukmerkezli
bir döngü olarak görülmediğini, daha ziyade ebeveynler ve çocuktan oluşan çift
merkezli döngüsel yapıda bir elips olarak görüldüğünü açıklığa kavuşturur. Terapistler,
ebeveynlerin saldırılardan korkabileceği, çatışmalardan yıpranmış ya da kaygı ile dolup
taşmış olma gerçeği için de empatik bir anlayışı ortaya koyarlar. Terapist, anne ve babalara bu
koşullara odaklanmanın tedavinin merkezi bir hedefi olduğunu göstererek, süreçte onların
işbirlikçisi haline gelir (Omer veLebowitz, 2016).
Ebeveyn çaresizliği ve gerginliği azaltma süreci. NVR’yi davranış problemine
Duyuru Oturma
Eylemi
Kendine İyi
Bakma
Ev İçinde ve Ev Dışında Anne-
Baba Varlığı
İlişkileri Yeniden Yapılandırma
Destek
Sistemi
Sepetler Uzlaşma
Eylemleri
Gerginliği
Düşürme
Kardeşler ve
Diğerlerine
Yardım


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
73


sahip çocukların ebeveynleri ile uygulama gerekçesi ebeveyn çaresizliği ile doğrudan
ilişkilidir. Ciddi davranış problemleri olan çocukların ebeveynleri sıklıkla kendilerini
çocuklardan daha az güce sahip olarak görürler (Bugental veLewis, 1998). Yaptıkları hiçbir
şeyin işe yaramayacağını düşünürler ve iş taleplere veya çatışmalara geldiğinde kendilerini
önceden mağlup olarak hissederler (Webster-Stratton ve Herbert, 1994). Bazıları
cezalandırıcı ve şiddetli davranarak öfkelerine yenilir (Forgatch, 1991); diğerleri çocukların
güç destekli taleplerine teslim olur (Baumrind, 1991), ve diğerleri de dürtüsellik ve boyun
eğme arasında gidip gelir (Chamberlain ve Patterson, 1995).
İki tür gerginliği tırmandırma süreci tanımlanmıştır: a) çocuğun talep ve tehditlerini
arttırmasına neden olan ebeveynin teslim olması ve b) düşmanlığın düşmanlığı doğurduğu
karşılıklı gerginlik artışı. NVR, pes etme ya da saldırmayı ortadan kaldırarak, ebeveynlerin
yapıcı tepkileriyle yaşamış oldukları çaresizliklerin üstesinden gelmelerine yardımcı olarak
her iki duruma da karşı koymayı amaçlamaktadır. Ebeveyn çaresizliği çocuğun şiddet içeren
ve kendine zarar veren davranışlar gösterme riskinin daha da artması ile ilişkilendirilmiştir
(Omer, 2004).
NVR ebeveyn eğitimi, cezalandırıcı ve otoriter hale getirmeden ebeveynlerin çaresizliklerine
nasıl yardımcı olunabileceği üzerinde durmuştur. Ebeveynler kendilerini şiddetten ve
aşağılayıcı tepkilerden uzak tutmaya adayarak bu amaca ulaşmayı hedeflemektedir. Aile
içinde gerginliğin tırmandıran tüm durumlar ebeveynlerle ile birlikte incelenir, kendini
kontrol edici reaksiyonlar hazırlanır ve prova edilir (Omer, 2004; Weinblatt ve Ömer, 2008).
NVR'degerginliği azaltan duruşu gösteren ve ebeveynler tarafından akılda tutulması gereken
üç deyim oluşturulmuştur: a) "Demir soğukken tutulur!"; b) “Siz çocuğu kontrol
edemezsiniz, ama kendinizi kontrol edebilirsiniz!”; c) "Kazanmak zorunda değilsiniz, ancak
direnmek zorundasınız!" (OmerveLebowitz, 2016).
Duyuru yapma. Duyuru aktivitesi, NVR içinde çeşitli amaçlara hizmet etmektedir: a.
Ailenin yaşamında yeni bir aşamaya geçiş töreni ya da bir açılış etkinliği oluşturur. b. Bu,
ebeveynleri çocukla anlaşmadan bağımsız olarak kendi kontrolündeki bir tavırda
pozisyonlarını belirttikleri yeni bir etkileşim türü ile tanıştırır. Aynı zamanda, duyuru etkinliği
ile ebeveynler bu problemi artık gizli tutmayacaklarını çocuğa söyler. Ebeveynler duyuruyu
nasıl yapacaklarının ve çocuğun tepkilerine karşı gerginliği tırmandırmayan bir biçimde nasıl
tepkiler geliştirebileceklerinin provasını tedavi sürecinde yapar. Böylece, eğer çocuk duyuru
dinlemeyi veya okumayı reddederse, ebeveyn onu masanın üstünde bırakabilir. Eğer çocuk


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
74


sayfayı yırtarsa ebeveynler şunları söyleyebilir:"Biz, senin aynı fikirde olmanı beklemiyoruz.
Sana bu konuda adil davranacağız, böylece bizim ne yapacağımızı bilebilirsin" (Omer ve
Lebowitz, 2016).
Destek sistemi. NVR Modeli’nin en önemli parçalarından biri destek sisteminin
harekete geçirilmesidir. Çoğu ebeveyn, utanma, çocuğa zarar verebileceği konusunda
kaygılanma ya da çocuğun şiddetli bir tepki göstermesi korkusu nedeniyle "topluma açılmak"
konusunda sıkıntı çeker. NVR terapistinin temel görevlerinden biri bu yanlış algılarla
mücadele etmektir. Tipik olarak destekçiler; büyükanne-babayı, akrabaları, ebeveynlerin
arkadaşlarını, çocuğun arkadaşlarının ebeveynlerini ve okul personelinin üyelerini içerir. Bir
destekleyici toplantısının mümkün olmadığı durumlarda destekleyici kişiler bireysel olarak da
davet edilebilir. Destekleyicilerin, telefon veya kısa mesajlarla yardım için ulaşılabilir olması
nedeniyle ebeveynlerin yakınında yaşamaları gerekmez (Omer veLebowitz, 2016).
Destekleyicilerle birlikte şiddete karşı direnç gösterme. Gizliliğin kırılması
ebeveynlerin moralini ve kararlılığını arttırarak onlara cesaret verir. Bu nedenle sırların açığa
çıkarılması ve desteğin sistematik olarak harekete geçirilmesi NVR programının önemli
dayanak noktalarından biridir (Weinblatt ve Omer, 2008).Destekçilerin şiddet hakkında
bilgilendirilmeleri, bilgilendirildiklerini ve yardım etmeye istekli olduklarını çocuğa açıkça
haber vermeleri, önemli bir direniş eylemi oluşturmaktadır. Pek çoğu ilgisizlik gösterisi
yapmaya çalışsa da, çok az sayıda çocuk veya ergen diğerlerinin fikirlerine karşı duyarsız
kalır. Ebeveynler,zarar gören eşyaların fotoğraflarını çekmek gibi yazılı olarak veya görsel
araçlarla evde oluşan şiddeti belgeleyerek işe başlayabilirler. Daha sonra bu dokümanlar
çocuğu arayan veya ziyaret eden destekçilere gönderilir. Destekçilerin tümünün çocukla
kontak kurması gerekli değildir: Her seferinde bir veya iki kişi yeterlidir. Bununla birlikte,
ebeveynlerin artık olayları gizli tutmayacaklarını ve yaşadıklarını uygun gördükleri kişilere
aktaracakları konusunda çocuğunu bilgilendirmeleri önemlidir. Destekleyicilerin, çocuğa
özellikle olumlu bir şekilde hitap etmeleri, ancak neler olduğunu bildiklerini, şiddet içeren
davranışları kabul edilemez olarak gördüklerini ve çocuğun bunun üstesinden gelebileceğine
inandıklarını belirtmeleri istenir (Omer veLebowitz, 2016).
Oturma eylemi yapma. Oturma eyleminin çocuğun davranışını doğrudan
değiştirmeye yönelik disiplin basamağı değil, bir direniş ölçütü olduğunu anlamak önemlidir.
Aslında, oturma eylemi anne-babayı çocuğa göre daha fazla etkiler: Ebeveynler oturma
eylemi için hazırlanırken ve kendilerini kontrol edici bir tarzda bu adımı uygulamaya


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
75


koyarken, NVR'de temel bir yeterlik elde ederler. Oturma eyleminde, ebeveynler çocuğun
odasına girerler (tek bir ebeveyn, şahsen veya teknoloji aracılığıyla bir destekçi de ona eşlik
edebilir), oturur ve çocuğa şunu söyler: "Buradayız, çünkü bugün sergilediğin tarzda şiddet
davranışlarına artık katlanmayacağız. Burada oturup şiddetin nasıl sonlanacağına dair
senden bir öneri bekleyeceğiz”. Bu aşamadan sonra, ebeveynler sessizce orada kalırlar.
Terapist, hazırlık aşamasında ebeveynlere yönelik fiziksel saldırılar, dışarı atma girişimleri,
görmezden gelinme ya da onları alaya alma gibi tipik reaksiyonlarla başa çıkma yolları
geliştirmesi için anne-babalara yardımcı olur (Ömer, 2004, 2011).
Oturma eylemi genellikle 30 dakika ile bir saat arasında sürer. Eğer çocuk bir öneride
bulunursa, bir diyalog söz konusu olabilir. Eğer çocuk bir öneride bulunmazsa, ebeveynlerin
kendilerinin bir öneri sunmamaları tavsiye edilir. Oturma eyleminin başarısı, ortaya koyulan
önerilerin işlevselliğinde değil, ebeveynlerin çocuğun olası kışkırtmalarına teslim olmadan
sessizce oturmaya hazırlıklı olmasındadır (Omer veLebowitz, 2016).
Onarma ve uzlaşma eylemleri. NVR'de, şiddet içeren bir eylemi yapan kişi bundan
sorumlu tutulur ve bu davranışları için düzeltmeler yapması beklenir. Bu genellikle açık bir
özür ve sembolik bir telafi şeklini alabilir. Destekleyici bireyler, suçu işleyen kişiyi
cesaretlendirir ve ona, onurlarını koruyacak yollarla problem davranışını telafi etmesinde
yardımcı olmayı teklif eder. Çocuk bunu yapmaya istekli değilse, ebeveynler destekçilerinin
de yardımı ile mağduriyetin nasıl giderilebileceğine ve şiddet gösteren çocuğun bundan nasıl
sorumlu tutulacağına kendilerinin karar vereceğini beyan ederler. Sabırla ve adaletli bir
şekilde uyulduğu zaman bu süreç, sıklıkla problem davranışı yapan kişilerin davranışının
zararını gidermeye hazır hale gelmelerini sağlamaktadır(Omer, 2011).
Ebeveyn-çocuk ilişkileri bağlamında NVR’nin temel varsayımı; zaman zaman yıpratıcı
çatışmalar altında saklı kalmış olsa bile olumlu duyguların her iki tarafta da var olduğudur.
Ebeveynsel saygı ve uzlaşma eylemleri pes etmeyi ya da teslim olmayı içermeden, bu
karşılıklı duygular üzerine temellenir ve bu duyguların ifade edilme ihtimalini arttırarak
olumlu etkileşimleri besler. En yaygın uzlaşmacı adımlar; sözlü veya yazılı teşekkür
mesajları, küçük sembolik hediyeler, keyifli zaman geçirmeye yardımcı olan ortak faaliyet
önerileri, geçmişte olan pozitif anıların hatırlanması ve geçmişte yapılan hatalar için
pişmanlık ifadeleridir (Omer, 2004).


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
76


Sepetler. NVR’ de ebeveynlerin odaklanacağı davranışları öncelik sırasına
koymalarına yardımcı olmak için sepetler fikri kullanılır. Bir ebeveyn olduğu zaman anne
babaların kendilerini her şeyi düşünmeye çalışıyorken bulmaları çok kolay olabilmektedir. Bu
durum ebeveynleri her zaman eleştiri yapıyormuş gibi hissettirir ve çocukları, onların
söylediği her şeyi önemsemiyormuş gibi görünür. Bunun sebebi ebeveynlerin çok fazla şey
yapmaya çalışıyor olmasıdır. Bu durumda ebeveynlerin durmaya ve problemleri öncelik
sırasına koymaya ihtiyacı olmaktadır. Sepetler fikri bunu yapmaları için onlara yardım eder.
Ebeveyn çok konuşur, çocuk ise az duyar. Bu durumdan etkilenen tek kişi, daha çökkün
hisseden, daha az etkili ve daha çok çaresiz olan ebeveyndir. Sadece bir veya iki davranışa
odaklanmak, söylemek zorunda olduğunuz şeyi kısaca ve açıkça söylemek ve sonrasında
durmak anahtar bir yaklaşımdır. Üç sepet tekniği ebeveynlerin farklı davranışlara vereceği
farklı önceliklendirmeleri temsil eder. Onlar, program çerçevesinde yaptıkları küçük grup
aktiviteleri ile çocuklarıyla ilgili üzerinde düşünmek istedikleri tüm davranışları belirleyerek
işe başlarlar ve üzerinde tartışarak odaklanmak istedikleri kritik problem davranışları
netleştirirler (Day ve Heismann, 2010).
Kardeşler ve diğerlerine yardım.Bir çocuk tarafından gösterilen şiddet ailedeki
herkes üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Sıklıkla kardeşler de korkutulmuş olur, fakat
kendilerini bir şey söyleyebilecek gibi hissetmezler. Bazen erkek ve kız kardeşlerine eşit
oranda dikkat gösteremeyecek kadar ebeveynlerin zihinleri zorlayıcı davranışları olan çocukla
aşırı meşguldür. Bazı durumlarda daha yaşlı ve savunmasız akrabalar da etkilenebilir. Bu aile
üyeleri kendi ailelerinde olup biteni söylemekte utanabilirler. Farklılık yaratmaya yönelik ilk
adım diğerlerinin deneyimleri hakkında konuşması için alan yaratmaktır (DayveHeismann,
2010).
Kendine iyi bakma. NVR programı çerçevesinde ebeveynler modelin tüm yönlerini
gözden geçirir ve bunları kullanırken kendilerine ne kadar güven hissettiklerini değerlendirme
fırsatı bulurlar. Onlar diğerlerinin, özellikle de diğer çocuklarının şiddetten ve NVR
programında odaklanılan çocuğun yıkıcı davranışlarından nasıl etkilenebildiklerini
derinlemesine düşünürler. Her şeyin ötesinde, kendilerinin ve çocuklarının ruh sağlığının
temel bloklarının inşası olarak kendilerine iyi bakmaya ve kendileri içinde bir şeyler yapmaya
teşvik edilirler. NVR oturumlarındaki aktivitelerde, ebeveynler, çocuklarının şiddetine etkili
bir şekilde karşı koymadan önce ve ailelerinde olumlu ilişkileri yeniden inşa etmeden önce


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
77


kendi bireysel güçlerini ve özsaygılarının geliştirilmesi gerektiğini fark ederler (Day ve
Heismann, 2010).
Farklı Uygulamalar Açısından NVR Alanyazınının İncelenmesi
Dünyada ve Türkiye’de ailelere yönelik pek çok farklı aile eğitimi programı uygulandığı
görülmektedir. Programların, genel olarak ebeveynlerin anne-babalık becerilerini artırdığı,
anne-babaların birbirleri ve çocukları ile olan iletişimlerine katkı sağladığı, olumsuz ebeveyn
tutumlarını azalttığı, ergen anne-baba etkileşimlerini geliştirdiği, ebeveynlerdeki yalnızlık,
çaresizlik, gerginliği artırıcı davranışlar ve stres düzeylerini azalttığı ve özyeterlilik
duygularının artırdığı görülmektedir (Omer, Schorr-Sapir ve Weinblatt, 2008; Weinblattve
Omer, 2008; Newman, Fagan ve Webb, 2014; Lavı-Levavı, Shachar ve Omer, 2013;
Kaymak-Özmen, 2013; Çekiç, 2015).
Türkiye’de yapılan deneysel çalışmaların çoğunlukla ebeveynler ya da çocuk ve ergenler
üzerine odaklandığı, aile üyelerinin birlikte ele alındığı şiddet ve saldırganlık üzerine
odaklanan çalışmaların çok sınırlı sayıda olduğu görülmektedir (Kılıçarslan, 2016). NVR'yi
aile bağlamına uyarlama girişimi ebeveynlerin sıklıkla çaresizlik ve kızgınlık arasında gidip
gelmesinin gözlenmesi üzerine temellenmiştir (Bugental, Blue ve Cruzcoza, 1989).
Ebeveynler için NVR programının savunucuları, programın çocuğun şiddetine ve kendine
zarar verici davranışlarına şiddetsiz ve gerginliği tırmandırmayan bir yolla etkili bir şekilde
karşı koymalarında onlara yardımcı olabileceğini varsaymıştır. Türkiye’de NVR Modeli’nin
uygulandığı çalışmalar çok sınırlı olmakla birlikte, yurt dışında pek çok farklı popülasyonda
uygulamalar yapılmıştır. Bu bağlamda NVR’nin farklı ülke ve popülasyonlarda
uygulamalarının sonuçları aşağıda özetlenmiştir.
Omer ve arkadaşları (2006) NVR temelli bir programı, davranış problemleriyle etkili bir
şekilde başa çıkmada okul personelinin eğitimi de dahil olmak üzere 12-17 yaş aralığındaki
sekiz yüz gencin bulunduğu bir ortaokul ve bir lisede bir yıl boyunca uygulamıştır. Program
sonucunda, öğrenciden-öğrenciye, öğrenciden-öğretmene ve öğretmenden-öğrenciye yönelik
şiddet de dahil olmak üzere; okul ortamında şiddet davranışlarında anlamlı bir azalma
bulunmuştur. Uygulama sonrasında okuldaki gençlerin davranışsal sorunlarının önemli
düzeyde azaldığı ve davranışsal problemlerle baş etmede okul personelin kendisini geliştirdiği
görülmüştür.


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
78


Omer, Schorr-Sapir ve Weinblatt (2008), tarafından yapılan Kardeşlere Karşı Şiddet
Tedavisine Bir Ebeveyn Eğitim Yaklaşımı: Şiddetsiz Karşı Koyma ilkelerine göre geliştirilen
ve şiddete karşı direnmeyi amaçlayan çalışmada, programın mağdur olan kardeşlere koruma
sağladığı, ebeveyn ve çocuk arasındaki gerginliği azalttığı bulunmuştur. Weinblatt ve Omer
(2008), tarafından yapılan Akut Davranış Problemlerine Sahip Çocukları Olan Ebeveynler
İçin Bir Tedavi: Şiddetsiz Karşı Koyma (NVR)adlı çalışmasında 41 aileye (73 anne-baba) beş
haftalık bireysel seans ve telefon desteğini içeren NVR programı uygulanmıştır. Deney ve
kontrol grupları üzerinde yapılan ölçümler sonrasında ebeveynlerdeki izolasyon, çaresizlik ve
gerginliği artırıcı davranışların azaldığı, algılanmış sosyal desteğin arttığı ve ebeveynler
tarafından değerlendirilen deney grubundaki gençlerin şiddet davranışlarında anlamlı düzeyde
azalma tespit edilmiştir.
Newman, Fagan ve Webb (2014), kontrol edici ve saldırganlık gösteren genç birey ve
çocukların tedavisinde şiddetsiz karşı koyma ebeveyn gruplarının etkinliğine yönelik
çalışmalarında, olumlu yönde anlamlı bir farklılık bulmuşlardır. Gerginliğin azaltılması ve
koşulsuz sevgi eylemleri ebeveynler tarafından en faydalı müdahaleler olarak belirlenmiştir.
Lavi-Levavi, Shachar ve Ömer (2013) tarafından yapılan bir başka çalışmada NVR eğitimine
alınan ve yıkıcı davranışlara sahip çocukları olan ebeveynler kontrol grubu ile
karşılaştırılmıştır. Her iki ebeveyn (anne ve baba) de ebeveyn çaresizliği ölçümlerinde anlamlı
iyileşmeler gösterse de babalar sadece üç ölçeğin (Ebeveyn-çocuk gerginlik tırmanması, güç
mücadeleleri ve ebeveynsel boyun eğme) ölçüm sonuçlarına göre anlamlı iyileşme
göstermişlerdir.
Bir başka çalışmada, Oleffs ve arkadaşları (2009), davranış problemleri olan 11-18 yaş
aralığındaki elli iki genç için plesebo (Triple P) ve kontrol gruplarını altı haftalık bireysel
oturumları içeren NVR tedavisi ile karşılaştırılmıştır. Triple P Olumlu Anne Babalık Eğitimi
Programı sosyal öğrenme kuramı prensiplerine dayanan, davranışsal yaklaşım temelli ve
ergenlik öncesi çağdaki çocukların (0-12 yaş grubu) anne-babalarının bilgi, beceri ve güvenini
geliştirerek çocuklarda ciddi davranışsal, duygusal ve gelişimsel sorunlara yol açan risk
faktörlerini önlemeyi amaçlayan bir anne-baba müdahale programıdır. NVR tedavi grubunda
dışa vuran şiddet davranışlarında ve ebeveynlerin başa çıkma becerilerinde anlamlı düzeyde
gelişmeler görülmüştür. Hem NVR hem de aktif plesebo grubu tedavisinde (Triple P
eğitiminde, 6-8 oturum) ebeveyn depresyonu ve çaresizlik duygularında iyileşme
bulunmuştur.


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
79


Lebowitz ve arkadaşları (2012), 18-47 yaş aralığında ve kendilerine aşırı derecede hizmet
edilmesi talepleri olan ebeveynlerine bağımlı yirmi yedi genç yetişkin bireyle açık deneysel
grup içinde çalışmışlardır. Deneysel uygulamalar sonucunda genç yetişkin bireylerin kendi
yaşına uygun olmayan aşırı hizmet taleplerinin ebeveyn tarafından karşılanmasında anlamlı
düzeyde azalma, yetişkin çocukların işlevselliğinde ve istihdam artışında önemli düzeyde
gelişme bulgulanmıştır.
Lavi-Levavi ve arkadaşları (2013) yaş ortalaması on iki olan ve davranış problemleri olan
gençlerle 4-10 haftalık bireysel oturumlar ve telefon desteğini içeren kontrol gruplu deneysel
çalışmasında, deney grubundaki ebeveynlerin çaresizlik duygularında belirgin azalma,
gençlerle yapılan güç mücadelelerinde de azalma görülmüştür. Tedaviyi takiben izleme
çalışmasında ebeveynler gençlere karşı daha az olumsuz duygular bildirmişlerdir.
NVR yaklaşımı, okulların yanı sıra, psikotik bozukluğa sahip olan çocuk veya ergenler için
yatan psikiyatrik hasta üniteleri gibi diğer kurumsal düzenlemelerde de uygulanmaktadır.
Büyük bir hastanedeki bu tür birimlerde bir NVR programının uygulanması, hastane personeli
tarafından uygulanan fiziksel kısıtlamaların veya izole edilmelerin yarısından fazlasının
dramatik bir şekilde azaltılması ile sonuçlanmıştır (Goddard, Van Gink, Van der Stegen, Van
Driel ve Cohen, 2009).
Goddard ve arkadaşları (2009) dört çocuk ve iki ergen ünitesi olan yataklı psikiyatri hasta
servislerinde yatan 13 yaşından küçük çocuk ve 12 yaşından büyük ergenlerden oluşan bir
grupta açık deneysel gruplu NVR yaklaşımı uygulamaları yapmışlardır. Uygulama sonunda
bir birim hariç hepsinde izolasyon ve kısıtlama uygulamalarında önemli ölçüde azalma,
personelin kendine güven ve ekip çalışması duygularında artma ve ergen birimlerindeki
personelde azalma rapor edilmiştir.
Benzer şekilde, Lebowitz ve arkadaşları (2014) tedaviyi reddeden anksiyete bozukluğu tanısı
almış 9-13 yaş aralığındaki gençlerle, 12 haftalık grup oturumları şeklinde açık deneysel
grupta çalışmışlardır. Uygulama sonrasında gençlerin davranış bozukluklarında azalma ve
tedaviyi takiben işlevselliklerinde artış görülmüştür.
Van Holen ve arkadaşları (2015) bakım evinde kalan ve davranış problemleri olan çocuklarla
10 haftalık ev içinde oturumlar ve telefon desteğini içeren NVR tedavisi ya da genel bir tedavi
yaklaşımını içeren kontrol gruplu deneysel bir çalışma yürütmüşlerdir. NVR tedavisi,
çocukların daha fazla takibi ve daha fazla sosyal destek kullanımı ile genel tedavi


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
80


yaklaşımından anlamlı düzeyde farklı sonuçlar ortaya çıkartmıştır. Golan, Shilo veOmer,
(2016) yüksek işlevselliği olan otizmli genç yetişkinler için 10 haftalık bireysel oturumlar ve
telefon desteğini içeren açık deneysel grup çalışması yürütmüşlerdir. Araştırma sonucunda
ebeveyn stresinde azalma ve ümitli olmada artış gözlenmiştir.
Türkiye’de ise NVR programının etkililiğini sınayan sadece bir çalışma bulunmaktadır.
Kılıçarslan (2016) tarafından yapılmış doktora çalışmasında saldırganlık problemi olan
ergenlere yönelik sistemik psikoterapi yaklaşımına dayalı hazırlanmış şiddet ve saldırganlıkla
baş etme programı ve bu gençlerin ebeveynlerine yönelik de NVR programı uygulanmıştır.
Bulgular incelendiğinde, ergenler ve onların anne babalarına uygulanan programların
ergenlerde görülen saldırgan davranışları azalttığı, ana-babalarının ebeveynlik becerilerini ve
aile ilişkilerini geliştirdiği ve anne-baba stres düzeylerini anlamlı derecede düşürdüğü
görülmüştür. Deneysel uygulama sonrasında ergen ve ebeveynlere uygulanan programların
etkililiğine dair katılımcılarla bireysel görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmelerden elde
edilen nitel verilerin analizi sonucunda NVR programına dâhil olan ebeveynler genel olarak
programdan çok yararlandıklarını, süreçte daha çok olumlu duygular yaşadıklarını,
kendilerinin ve diğer aile üyelerinin sağlıklı ve sağlıksız etkileşim biçimlerine yönelik önemli
farkındalıklar ve yeni iletişim becerileri edindiklerini, kendilerinin ve aile sisteminin güç
kaynakları ve zayıflıklarını fark ettiklerini ifade etmişlerdir. İki programın birlikte
yürütülmesinin çok yararlı olduğu, katılımcıların aile ilişkilerinde yakınlaşmalar ve
problemlere yaklaşımlarında değişmeler olduğu ifade edilmiştir.
Tartışma, Sonuç ve Öneriler
Aile etkileşimi ve işlevlerini temel alarak, çocuk ve ergenlerin saldırgan davranışlarını
azaltmak amacıyla geliştirilen NVR Modeli ülkemizde henüz yeterince tanınmamış ve pek
uygulama alanı bulamamıştır. Ailenin bir sistem olarak ele alındığı ve bu sistem içerisinde
oluşan etkileşimin tüm aile bireylerinin tutum ve davranışlarını etkileyebileceği anlayışına
dayalı olarak oluşturulan NVR Modeli’nin ülkemizdeki ebeveyn-çocuk iletişimine farklı bir
bakış açısı sunabileceği ve çocuklarda görülen saldırgan davranışlar ile baş etmede
ebeveynlere ve okul ortamlarında psikolojik danışman ve eğitimcilere katkı sağlayabileceği
düşünülmektedir.
Alan yazın incelendiğinde NVR Modeli ile ilgili yapılan çalışmalar kuramsal ve deneysel
çalışmalardan oluşmaktadır. Kuramsal çalışmalarda bu yaklaşımın teorik temeli, diğer


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
81


kuramlarla ilişkisi ve bu yaklaşım kapsamında kullanılan teknikler hakkında bilgiler
verilmiştir. NVR modeli ile ilgili yapılan deneysel çalışmalar incelendiğinde, çalışmaya
katılanların şiddet ve yıkıcı davranışlara sahip çocuklar ve onların bu davranışları ile baş
etmek konusunda yetersizlik yaşayan ebeveynlere yardımcı olabileceği, aile ilişkilerini ve
etkileşim biçimlerini değiştirebileceği görülmüştür.
Farklı psikiyatrik tanılara sahip şiddet gösteren çocukların aileleri ile NVR çalışmaları
İsrail'de (Lavi-Levavi, Shachar ve Omer, 2013; Weinblatt ve Ömer, 2008); Almanya’da
(Oleffs, von Schlippe, Ömer ve Kritz, 2009), İngiltere (Newman, Fagan ve Webb, 2014) ve
Belçika’da (van Holen,Vanderfaeillie, ve Ömer, 2015) gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar
NVR'nin farklısosyo-kültürel ortamlardaki etkinliğini göstermiştir.
Ebeveyn-çocuk gerginliğinin artması ve ebeveyn çaresizliğinin yanı sıra, şiddet ve diğer dışa
vuran problem davranışları azaltmada NVR'nin etkili olduğu gösterilmiştir. NVR yaklaşımı,
aynı zamanda ebeveynlerin çocuğa karşı olumlu ve uzlaşmacı davranışlarını arttırmalarına;
çoğunlukla kronik çatışmalar nedeniyle böyle pozitif etkileşimlerin ulaşılamaz hale geldiği
durumlarda ailelere yardımcı olmuştur. NVR'nin okullarda uygulanması, İsrail (Irbauch,
Berger, ve KatzTissona, 2006), Almanya (Lemme, Tillner ve Eberding, 2009), Avusturya
(Steinkellner ve Ofner, 2011), ve İsviçre dahil olmak üzere birçok ülkede kabul görmüştür.
NVR, bakım veren kişilerin agresif veya şiddet davranışları ile karşı karşıya kaldığı diğer
koşullara da adapte edilmiş ve uygulanmıştır. Anksiyete bozuklukları, özellikle de obsesif
kompulsif bozuklukları olan çocuklar, çoğunlukla aile üyeleri üzerinde etkileyici semptomları
barındırmayı amaçlayan zorlayıcı ve yıkıcı davranışlar sergilerler (Lebowitz, Ömer ve
Leckman, 2011; Lebowitz, Vitulano, Mataix-Cols ve Leckman, 2011). Anksiyete bozukluğu
olup tedaviyi reddeden (Lebowitz, Ömer, Hermes ve Scahill, 2014) ve OKB olan çocuklara
yönelik (Lebowitz, 2013) NVR'nin uyarlanmasının etkili olduğu görülmüştür. Tedavi,
ailenin uzlaşabilmesini sağlamada, çocuğun kaygı ile ilişkili belirtilerini ve zorlayıcı
davranışlarını azaltmada etkili olmuştur. Son zamanlarda ergenlere uygulanan tedavideki özel
bir unsur olarak, tedavi intihar tehditleriyle baş etmede ebeveynlere yardımcı olmaya da
odaklanmaktadır (Omer ve Dolberger, 2015).
Omer ve Lebowitz (2016) ebeveynlerin kendini kontrol etme, destek ve anne-baba varlığını
ortaya koyma davranışlarına odaklanmayı öğrenmesinin, NVR uygulayıcının temel becerileri
olabileceğini vurgular. NVR tarafından ele alınan farklı koşullardaki çocukların ebeveynleri


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
82


genellikle bir tür negatif hipnoz’ dan etkilenir: Onların dikkatleri, çocuğun olumsuz
davranışları tarafından tamamen etkilenmiş gibi görünmektedir. Onların düşünceleri, laf
arasında söylenen "bana vurursa, çığlık atarsa, panik yaparsa!" gibi bazı ifadelerle ya da
"kaçarsa ne yaparım?", "ya kendisini öldürmeye çalışırsa?" gibi bunaltıcı sorularla meşgul
olmaktadır. Aslında kendileri de bu etkileşimlerde birer aktör olduklarının farkında değildir.
Ebeveynler çocuğu değil de sadece kendilerini kontrol altına alarak krizlere acil bir çözüm
bulamayacaklarını süreçte öğrenirler. Her şeyi kendi başlarına çözemeyeceklerini anlarlar,
kendilerini destekleyici ağına yöneltirler, bu şekilde negatif hipnoz ve problemli tepkiler
azalır (Omer ve Lebowitz, 2016).
Türkiye’de şiddet ve saldırganlık içeren davranışları azaltmayı hedefleyen deneysel
çalışmalar çoğunlukla çocuklara ya da onların ebeveynlerine odaklanmaktadır. Şiddet gibi
tüm aile yapısını ve etkileşimini etkileyen önemli problemlerde ebeveyn ve onların
çocuklarının sistem olarak birlikte ele alındığı çalışmaların çok sınırlı sayıda olduğu
görülmektedir. Alenin bir sistem olarak ele alındığı ve bu sistem içerisinde oluşan etkileşimin
tüm aile bireylerinin tutum ve davranışlarını etkileyebildiği anlayışına dayalı olarak yürütülen
NVR programının, ülkemizdeki var olan ebeveyn programlarına yeni bir bakış açısı
kazandırarak, ebeveyn-çocuk/ergen iletişimine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Şiddet
ve saldırganlık gibi çok boyutlu bir problem ile baş etmede, çocuk ve ebeveynlerin yanı sıra,
bütüncül bir anlayış çerçevesinde okullarda çalışan idareci ve öğretmenlerin de uygulanacak
NVR programlarına dâhil edilmesinin yararlı olabileceği düşünülmektedir. Bu kapsamda,
programların özellikle okul ortamlarında görülmekte olan şiddet problemleri ile baş etmede
öğretmenler, idareci ve okul psikolojik danışmanları işbirliğinde uygulanması, istenmeyen
saldırgan davranışlarla baş etmek konusunda yetersizlik ve çaresizlik içerisinde olan eğitim
personeli ve ebeveynlere yardımcı olabileceği söylenebilir.
NVR'yi, üstü kapalı bir şekilde yapılmakta olan direnç eylemlerinden ayıran önemli bir nokta
da açıklık ve şeffaflığı önermesidir. Gizliliği reddeden açık ve toplumsal bir tutumla hareket
ederek, NVR genellikle gizlilik perdesi altında gelişen ve sürdürülen şiddet baskısına karşı bir
güç oluşturur. Ebeveynlerin eylemlerinin aleni hale getirilmesi, daha sonra onların söylemleri
ve kendilerinin de şiddetten kaçınmaları sayesinde ebeveynlerin daha kapsamlı bir şekilde
sorumluluk almalarına da yardımcı olur (Omer ve Lebowitz, 2016).
NVR eğitimimin çok önemli bir bileşeni olan gizliliğin sonlandırılması ve destek sisteminin
harekete geçirilmesi, özellikle toplulukçu değerlerin ağırlıklı olduğu ve grup aidiyetinin
fazlasıyla önemsendiği Türk kültüründe ve kapalı toplumlarda biraz zor olabilir. Bu anlamda


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
83


NVR programı uygulanırken aile üyelerinin birbirlerine ve ev dışında başkalarına kendilerini
daha rahat ifade etme ve yardım istemek konusunda cesaretlendirilmeye ihtiyaçları
olabileceği düşünülmektedir. Şiddet kültürünü benimseyen, güçlü olan kazanır anlayışına
sahip ailelerin ve çocuklarının barışçıl ve yapıcı bakış açıları ve davranışlar geliştirmeleri için
bu tarz eğitim programları yararlı olabilir.
Programı uygularken ülkemizde anne-babaların karşılaşılabileceği bir diğer zorluk da,
çocuğun odasında oturma eylemi gibi radikal bir direnç gösterme uygulaması yaparken,
gerilimin çok yukarılara tırmanması ve şiddete dönüşme olasılığının bulunmasıdır. Özellikle
zorlayıcı ve dürtüsel davranışları olan ergenlerle bu yöntemi uygularken ihtiyaç hissedilmesi
durumunda ebeveynlerle birlikte destekleyici bir yetişkinin de orada olması önerilmektedir.
Türk kültüründe çocuğun kendine özel olan odasının bulunmadığı evlerde, tüm aile üyelerinin
birlikte vakit geçirdiği oturma odası gibi alanlarda, çocuğun da sevgi ve saygı duyduğu bir
başka destekleyici yetişkinin bulunduğu zaman dilimleri ayarlanarak oturma eylemi
tekniğinin ebeveynler tarafından uygulanması daha etkili olabilir. Bununla birlikte,
ebeveynler bu eğitimleri alırken, stresle başa çıkma gibi yaşamsal becerilerin de program
içerisine eklenmesi olası yaşanabilecek güçlüklerde kendi davranışlarını kontrol etmeleri
konusunda onları güçlendirebilir.
Son zamanlarda, NVR Modeli’ni kavrama ve uygulayabilmek için NVR ebeveyn programı ve
ebeveynlere programda öğrenilenleri kalıcı hale getirebilmeleri için ebeveyn kitapçığı
geliştirilmiştir (Day ve Heisman,2010). Bu çalışma ile yurt dışında pek çok kurum ve
popülasyonda uygulanan ve etkililiği deneysel çalışmalarla kanıtlanmış NVR Modeli’nin,
Türkiye’de okullarda ve bakım hizmeti verilen çeşitli kurumlarda çocuklar, eğitim personeli,
bakım veren kişiler ve ebeveyn grupları için bilinirliğinin ve uygulanabilirliğinin artırılması
umulmaktadır.


Kaynakça


Arkan, B. ve Üstün, B. (2009). Davranım bozukluğu olan çocuklara psikiyatrik yaklaşımda
anne-baba eğitim programları: iki örnek bağlamında bir değerlendirme. Psikiyatride
Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches In Psychıatry 1; 155-174.
Bacıoğlu (2014) Şiddet ve saldırganlığın azaltılmasında önleme ve müdahale programlarının
etkililiği: meta analiz çalışması; Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 5
(42), 294-304
Becvar, D., & Becvar, R. (2003). Family therapy: A Systemic Integration (5th ed.) Boston,
MA : Allyn & Bacon.


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
84


Bugental, D. B., Blue, J., & Cruzcosa, M. (1989). Perceived control over caregiving
outcomes: Implications for child abuse. Developmental Psychology, 25(4), 532–539.
doi:10.1037/0012-1649.25.4.532.
Çekiç, A. (2015) Akılcı duygusal davranışçı yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen aile eğitim
programının anne babaların akılcı olmayan inançlarının ve anne babalık streslerinin
azaltılması üzerinde etkililiği. Yayınlanmamış Doktora Tezi, Çukurova Üniversitesi,
Adana.
Day, E.M. & Heismann, E. (2010). Non-violent resistance programme: Guidelines for
parents, care staff and volunteers working with adolescents with violent behaviours.
Publisher: Pavilion Publishing (Brighton) Ltd.
Freedman, Jonathan L., Sears, David O. & Carlsmith, J. Merrill (1993). Sosyal psikoloji
(Çeviren: Ali Dönmez). İstanbul: Ara Yayıncılık.
Goddard, N., Van Gink, K., Van der Stegen, B., Van Driel, J., & Cohen, A. P. (2009). “Hit
the iron when it is cold”: Non-violent resistance in an acute psychiatric ward for
adolescents. Maandblad Geestelijke Volksgezondheid, 64, 531–539.
Golan, O., Shilo, H., & Omer, H. (2016). Non-violent resistance parent training for the
parents of young adults with high functioning autism spectrum disorder. Journal of
Family Therapy. doi: 10.1111/1467-6427.12106
Griffin, R.S. & Gross, A.M. (2004). Childhood bullying: Current findings and future
directions for research. Aggression and Violent Behavior, 9: 379-400.
Hassan, M. S., Osman, M.N. & Azarian, Z. S. (2009). Effects of watching violence movies on
the attitudes concerning aggression among middle schoolboys (13-17 years old) at
international schools in Kuala Lumpur, Malaysia. European Journal of Scientific
Research, 38(1): 141-156.
Herrmann, D. S., ve McWhirter, J. J. (2003). Anger and aggression management in young
adolescents: an experimental validation of the SCARE program. Education And
Treatment of Children, 26(3), 273-302.
Karataş, Z.,& Gökçakan, Z. (2009). Psikodrama teknikleri kullanılarak yapılan grup
uygulamalarının ergenlerde saldırganlığı azaltmadaki etkisinin incelenmesi. Türk
Psikiyatri Dergisi,20(4), 357-366.
Kaymak-Özmen, S. (2013). Anne-baba eğitimi programının çocuklardaki davranış sorunları
ve anne-babaların depresyon düzeylerine etkisi. Eğitim ve Bilim, 38(167), 98-113.
Kılıçarslan, S. (2016). Ergenlerde Görülen Saldırgan Davranışlarda Ebeveyn ve Ergenlere
Uygulanan Psikoeğitim Programının Etkisinin İncelenmesi. Doktora Tezi, Çukurova
Üniversitesi, Adana.
Lavi-Levavi, I., Shachar, I., & Omer, H. (2013). Training in nonviolent resistance for parents
of violent children: Differences between fathers and mothers. Journal of Systemic
Therapies, 32(4), 79–93. doi:10.1521/jsyt.2013.32.4.79


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
85


Lebowitz, E. R. (2013). Parent-based treatment for childhood and adolescent OCD. Journal of
Obsessive-Compulsive and Related Disorders, 2(4), 425–431.
doi:10.1016/j.jocrd.2013.08.004.
Lebowitz, E. R., Dolberger, D., Nortov, E., & Omer, H. (2012). Parent training in non-violent
resistance for adult entitled dependence. Family Process, 51(1), 1–17.
Lebowitz, E. R., Omer, H., Hermes, H., & Scahill, L. (2014). Parent training for childhood
anxiety disorders: The SPACE program. Cognitive and Behavioral Practice, 21(4),
456–469. doi:10.1016/j.cbpra.2013.10.004
Lebowitz, E. R., Omer, H., & Leckman, J. F. (2011). Coercive and disruptive behaviors in
pediatric obsessive–compulsive disorder. Depression and Anxiety, 28(10), 899–905.
doi:10.1002/da.20858.
McCart, M.R., Priester, P. Davies, W.H., & Azen, R. (2006) Differential effectiveness of
behavioral parent-training and cognitive-behavioral therapy for antisocial youth: A
meta-analysis.Journal of Abnormal Child Psychology,34(4), 525-541
Newman, M., Fagan, C., & Webb, R. (2014). Innovations in practice: The efficacy of
nonviolent resistance groups in treating aggressive and controlling children and young
people: A preliminary analysis of pilot NVR groups in Kent. Child and Adolescent
Mental Health, 19(2), 138–141. doi:10.1111/camh.12049.
Oleffs, B., von Schlippe, A., Omer, H., & Kritz, J. (2009). Youngsters with externalizing
behavior problems: Effects of parent-training. Familien dynamik, 34, 256–265.
Omer, H. (2004). Nonviolent resistance: A new approach to violent and self-destructive
children. New York: Cambridge University Press.
Omer, H. (2011). The new authority: Family, school, community. New York: Cambridge
University Press.
Omer, H. (2015). Vigilant care. Goettingen, Germany: Vandenhoeck & Ruprecht.
Omer, H., & Dolberger, D.I. (2015). Helping parents cope with suicide threats: An approach
based on nonviolent resistance. Family Process. doi: 10.1111/famp.12129
Omer, H. & Lebowitz E.R. (2016). Nonvıolent Resıstance: Helpıng Caregıvers Reduce
Problematıc Behavıors In Chıldren and Adolescents. Journal of Marital and Family
Therapy 42(4): 688–700 doi: 10.1111/jmft.12168.
Omer, H., Irbauch, R., Berger, H., & Katz-Tissona, R. (2006). Non-violent resistance and
school violence. Paper presented at the Mifgash Leavodah Hinukhit Sotzialit, Israel.
Omer, H., Steinmetz, S. G., Carthy, T., & von Schlippe, A. (2013). The anchoring function:
Parental authority and the parent-child bond. Family Process, 52(2), 193–206.
Rollin S., A., Ulrey-Kaiser C., Potts I., ve Creason A. H. (2003). A school-based
violenceprevention model for at risk eighth grade youth. Psychology in the
School,40(4),403-416.
Sanders M. R. (2000). Community-based parenting and family support interventions and the
prevention of drug abuse. Addictive Behaviors, 25 (6), 929- 942.


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
86


Sharp, G. (1973). The politics of nonviolent action. Boston, MA: P. Sargent Publisher.
Shimshoni, Y., Farah, H., Lotan, T., Grimberg, E., Dritter, O., Musicant, O., et al. (2015).
Effects of parental vigilant care and feedback on novice driver risk. Journal of
Adolescence, 69–80. doi: 10.1016/j.adolescence.2014.11.002 25480357.
Steinkellner, H., & Ofner, S. (2011). The seven pillars of the new authority. In U. E. Gamauf-
Eberhardt & C. Reumann (Eds.), Meine Schule gegen Gewalt. Friendsburg, Austria:
Friedensinstitut Burg Schlaining.
Sukhodolsky, D. G., Kassinove, H. & Gorman, B. S. (2004). Cognitive-behavioral therapy for
anger in children and adolescents: A Meta Analysis, Aggression and Violent Behavior.
9(3), 247–269.
Şahin & Kalburan, 2009) Aile Eğitim Programları ve Etkililiği: Dünyada Neler Uygulanıyor?
Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi Yıl 2009 (1) 25. Sayı 86
Uysal, Z. (2006). Çatışma çözme eğitim programının ortaöğretim dokuzuncu sınıf düzeyindeki
öğrencilerin çatışma çözme becerilerine etkisi. Yüksek Lisans Tezi, Çukurova
Üniversitesi, Adana.
van Holen, F., Vanderfaeillie, J., & Omer, H. (2015). Adaptation and evaluation of a
nonviolent resistance intervention for foster parents: A progress report. Journal of
Marital and Family Therapy. doi: 10.1111/jmft.12125.
Weinblatt, U., & Omer, H. (2008). Non-violent resistance: A treatment for parents of children
with acute behavior parents. Journal of Marital and Family Therapy, 34, 75–92.
Wilson, S. J.,& Mark, W. L. (2007). Update of a meta-analysis of school-based intervention
programs. American Journalof Preventive Medicine, 33(2),130-143.
Wilson, D., & Smith, M. (2014). The unmet needs of the child in non-violent resistance:
Integrating developmentaldyadic-psychotherapy approaches – lessons from working
with adoptive families. Context, 132, 22–26.


Extended Abstract
Non-violent Resistance Model


Violent and aggressive behaviours are among the most important social problems in Turkey
and in the world. Necessary steps should be taken for the prevention and intervention of this
problem so that it can be solved timely and effectively. Non-Violent Resistance: A New
Authority Model is a relatively new approach which was developed based on the systemic
approach in order to increase skills of parents who have children with violent behaviours and
to recover parent-children relationships. The implementation of the model has been increasing
rapidly in family and school environments especially in Europe.


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
87


NVR was originally developed as a socio-political strategy in order to resist violence in a
non-violent way. Non-violence, direct action, and resistance ideas and methods of Mahatma
Gandhi, Martin Luther King and Rosa Parks are used in family and society in order to help
parents and caretakers in childcare. A number of nonviolent methods have been developed by
social groups which are weak in their struggles with abuse and pressure or which are morally
against violence but find dialogue and convincing inadequate alone.
The purpose of NVR is mainly to help parents who experience helplessness and tension in the
relationships with their children and to teach parenting skills that resist children’s aggressive
and self-destructive behaviours in an effective way, without provoking or giving up. Despite
the fact that the treatment is conducted with parents, the fundamental view focuses on both
parents and children.
These kinds of psycho-social support programs help parents who have children with violent
behaviours to cope with the feelings of helplessness and inadequacy, increase parenting and
familial interaction skills, and cope with the conflicts between parents and children more
easily. Programs in relation to the prevention and intervention for violent and aggressive
behaviours among children and adolescents are quite limited in number in Turkey. In this
regard, considering our cultural views, it is important to learn about new approaches and
conduct studies that investigate the effectiveness of NVR model, which involves all family
members in a systemic way. By raising awareness and increasing use of NVR approach in
Turkey, this study aims to present a new point of view for the practitioners and researchers
who work with children, adolescents and adults.


Fundamental Concepts and Treatment Process in NVR


NVR is clearly a language of struggle. NVR philosophy assumes that people or groups who
give up struggle principles will eventually contribute to the maintenance of violence;
however, the struggle should never involve violence. A person who resists without violence
should learn to avoid all kinds of physical and verbal attacks and actions and statements that
aim to humiliate and insult. Therefore, struggle against their children’s destructive behaviours
are openly talked with parents. This resistance is generally different from what is seen as
“fight” because a) parents fully dedicate themselves to a nonviolent and non-humiliating
stance; b) parents accept their own contribution to the process of tension increase; c) the
purpose in a typical fight is to beat the opponent, but parents’ purpose in NVR is to resist


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
88


children’s destructive behaviours while protecting themselves and their children; d) parent
fight with their children’s violence while protecting and improving positive aspects in
familial relationships.
Based on these features, NVR could be seen as a “constructive struggle” rather than a
“destructive” one. Instead of controlling their children’s negative behaviours, in NVR parents
aim to resist these behaviours. Gandhi states that we can determine only our own reactions,
not the others’, which is the fundamental principle of NVR (Weinblatt and Omer, 2008). It is
not right to expect children to leave their violent behaviours immediately or be dominated
when NVR starts. Hence, individuals who resist without violence should be ready to resist
violence and provocations without increasing tension because their opponents who have
problematic behaviours try to turn things into violence, which they see more advantageous.
NVR parent education was designed by Haim Omer et al. (2010) with a view to helping
mainly parents to cope with their children’s violence, aggression, self-destructive activities,
skipping school, and other acute discipline problems. Advocators of NVR program for parents
suppose that the program helps parents to resist children’s aggressive and self-destructive
behaviours in an effective way, without provoking or giving up.
Parents develop a clear attitude in this process. This attitude is a strong antidote for the
compelling and haphazard atmosphere dominating under confidentiality. The notion of parent
authority should be built on a determined existence which enables parent-children relationship
in NVR and discipline and security issues and which does not increase tension.Various
approaches highlight both relational and disciplining (limiting) aspects of parenting.
However, these two areas generally represent different aspects and even are seen as different
phases of the treatment. These are “relational phase” (parents are trained about developing
positive communication with their children), and “strengthening phase” (parents react to their
children’s behaviours positively or negatively). Parental intimacy and parental strength
develop together.
NVR Model, which was developed in order reduce children and adolescent violent behaviours
based on family interaction and functions, is not known much and has little practice areas in
Turkey. NVR model views family as a system and claims that the interaction in this system
can affect attitudes and behaviours in all family members; it is thus considered that the model


Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302-8944 Yıl: 2017 Sayı: 44 Sayfa:66-89
89


brings a different view of parent-children communication and contribute to cope with violent
behaviours among children and thus guide counsellors and educators in school settings.
Recently, parent booklets have been prepared by Day and Heisman (2010) for parents in
order to understand and apply NVR parent program and make their learning permanent. NVR
model has been used in many institutions and organizations in Europe, and it has been proven
to be effective with experimental studies. It is thus hoped that this study will raise awareness
about NVR model and its practicality for children, adolescents, education personnel, school
managers, caretakers, and parent groups in schools, and various institutions and organizations
that provide care services in Turkey.