Kaygı Bozuklukları

Kaygı Bozuklukları

KAYGI (ANKSİYETE) BOZUKLUKLARI

Kaygı bozukluğunun temel özelliği, kişinin gündelik hayatta karşılaştığı olaylarla ilgili olarak, engelleyemediği aşırı bir endişe ve kuruntulu beklenti (evham) içinde olmasıdır. Gün boyunca, normal bir insanda da çeşitli olaylar veya düşünceler karşısında anksiyete gözlenebilir (örneğin; sınava girmeden önce, karşı cinsten hoşlandığı biriyle konuşurken vs). Anksiyete kişiyi içsel ve dışsal tehditlere karşı uyarır; bu açıdan bakıldığında hayat için kurtarıcı bir niteliği vardır. Tehditten korunmak ya da sonuçlarını azaltmak için kişiyi gereken adımları atması için hazırlar.

Anksiyetenin bir ruhsal hastalık belirtisi olması için verilen uyarıya şiddet ya da süre olarak uygunsuz bir yanıt olması, sık tekrarlaması ve kişinin mesleki veya sosyal açıdan işlevselliğini bozuyor olması gerekmektedir.

 

FOBİLER

Bir duruma ya da objeye yönelik, her karşılaşmada ortaya çıkan panik duygusu/ yoğun anksiyetedir. Kişinin kendisi de korkularını mantıksız ve abartılı bulur. Kişi, korktuğu şeyden kaçınır, bu korkusu işlevselliğini, sosyal ilişkilerini, mesleki performansını etkiler. Sosyal fobi ve özgül fobi olmak üzere ikiye ayrılır.

Sosyal Fobi: Başkalarının varlığı ile ilgili mantıklı olmayan, ısrarlı bir korkudur. Sosyal fobik kişi başkaları tarafından değerlendirilebileceğini düşündüğü durumlardan kaçınmaya çalışır. Bu durum kişinin yaşamını ciddi anlamda sınırlandırabilir. Öyle ki topluluk karşısında konuşmak, performans sergilemek, dışarıda yemek yemek yani başkalarının olduğu yerde herhangi bir iş yapmak aşırı derecede kaygı oluşturur. Bu durum kişinin olağan günlük işlerini, mesleki işlevselliğini (ya da eğitimiyle ilgili), toplumsal etkinliklerini ve sosyal ilişkilerini ciddi anlamda bozar.

- En sık görülen psikolojik rahatsızlıktır.

- Erken yaşlarda başlar.

- Başka psikolojik rahatsızlıklarla görülme oranı yüksektir.

 

Özgül Fobi: Belirli bir nesne ya da durumla karşılaşınca ya da karşılaşma beklentisi olduğu zaman ortaya çıkan asılsız korkulardır. Korku bir nesne ya da durumun bir yönünden korkma olabileceği gibi (Örn; kaza yapacağını düşündüğü için uçağa binmeme, başına bir şey geleceğini düşündüğünden asansör kullanmama vb.) korkulan nesne ile karşılaşınca meydana gelebilecek kontrolünü kaybetme, paniğe kapılma, bayılma sonuçlarından kaygı duyma şeklinde de ortaya çıkabilir.

-Erken yaşta başlar.

-Kadınlarda görülme oranı erkeklere nazaran daha fazladır.

-Korku yaratan nesne ya da durumdan kaçınma kişi için çözümdür.

 

PANİK BOZUKLUK (PANİK ATAK)

Ani ve nedeni açıklanamayan belirtiler nöbetinin mevcut olduğu bozukluktur. Bunlar;

-Nefes almada güçlük - Terleme

-Kalp çarpıntısı - Titreme

-Göğüs ağrısı - Aşırı korku

-Boğulma hissi - Korkunç bir şey olacakmış hissi

-Mide bulantısı - Ölüm korkusu

-Baş dönmesi - Kontrolü kaybetme korkusu

-Kendini ortama yabancı hissetme - Delirme korkusu

Panik nöbetler çok sık ortaya çıkabilir, bazen haftada bir ya da daha sık olabilir. Genellikle 10 dakika içerisinde en yoğun belirtiler ortaya çıkar ancak saatlerce de sürebilir. Kişide gelecek nöbetlerle ilgili endişe ortaya çıkar. Çoğunlukla bu nöbetler sırasında hastanelerin acil servislerine başvurulur.

-Kadınlarda erkeklere oranla daha yüksektir.

-Genellikle erken yetişkinlik döneminde (20-40 yaş) ortaya çıkar.

GENELLEŞMİŞ KAYGI BOZUKLUĞU

Genelleşmiş kaygı bozukluğu olan birey çoğu kez önemsiz şeylerle ilgili olarak sürekli bir kaygı içerisindedir. Her çeşit konuda kronik ve kontrol edilemez bir endişe söz konusudur. Örneğin birey çocuğunun başına gelebilecek bir kazadan dolayı sürekli dehşet içinde olabilir. Belirtileri;

-Gerginlik -Yorgunluk

-Uyku düzensizliği -Dikkat dağınıklığı

-Unutkanlık -Sabırsızlık-kızgınlık

-Huzursuzluk -Sürekli endişe hali

 

Bu kişiler sürekli kötü bir şey olacak duygusu ve korkusunu yaşarlar. Bu nedenle sürekli tetiktedirler ve sıkıntılıdırlar. Anksiyetenin tüm belirtilerini yaşarlar.

4-OBSESĠF KOMPULSĠF BOZUKLUK

Aklın ısrarlı ve kontrol edilemeyen düşüncelerle dolduğu ya da kişinin bazı davranışları tekrar tekrar yapma zorunluluğu hissettiği bozukluktur. Genellikle hamilelik, doğum, aile çatışmaları, işle ilgili ciddi problemlerin yaşanması gibi stres yaşantılarının akabinde erken yetişkinlik döneminde başlar.

Obsesyonlar: İstemsiz olarak akla gelen tekrarlayan düşünceler, itkiler ve imgelerdir. Kontrol edilemezler ve akla aykırı olarak algılanırlar. Örneğin ölümcül bir hastalığa yakalanacağına yada mikrop kapacağına ilişkin var olan tekrarlayıcı düşünceler.

Kompulsiyon: Sıkıntıyı azaltmak ya da bir felaketin olmasını önlemek için kişinin kendisini yapmaya zorunlu hissettiği tekrarlayıcı davranışlar. Davranış açık bir şekilde aşırıdır. Örneğin mikrop kapmaktan korkan birinin günde 200 kez ellerini yıkaması ya da defalarca banyo yapması gibi.

OKB sıklıkla temizlik ve düzenle ilgilidir. Kişi daha çok olmasından korktuğu bir şeyden kendini alıkoymaya çalışır. Bunlar bazen saatler hatta günün büyük bir kısmını alan temizlik törenleri; kahverengi olan şeylerden kaçınma, sayı sayma, çizgilere basmadan yürüme, uğurlu eşyaya ya da bedeninin bir yerine dokunmak gibi tekrar edici sihirli önlemler; kapı kapama, ocak söndürme, elektriği kapama gibi yapılan bir şeyin 8-10 kez ya da daha fazla kontrol edilmesi gibi farklı şekillerde gerçekleşir.

Bireylerin günlük rutinleri, işlevleri ve sosyal ilişkileri bu rahatsızlıktan ciddi anlamda olumsuz etkilenir.

 

5-TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

Kişiyi aşırı korkutan, dehşet içinde bırakan, çaresizlik yaratan, çoğu kez olağandışı ve beklenmedik olayların yol açtığı etkilere ruhsal travma denir. Böyle durumlarda kişinin doğrudan yaşadığı, şahit olduğu ya da öğrendiği, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü tehdit edici bir durum söz konusudur. Bu büyük stres karşısında (savaş, deprem, trafik kazası, cinsel taciz vb.) kişide artmış kaygı, travmayla ilgili uyarıcılardan kaçınma ve duygusal tepkilerin azalması gibi aşırı tepkiler gözlemlenir. Travma sonrası stres bozukluğunda;

-Yoğun korku, çaresizlik, dehşet duygularının yaşanması

-Olayı rüyalarda (kabuslar) görme, gün içerisinde yeniden yaşıyormuş gibi hissetme,

-Uykuya dalamama, uykuyu devam ettirmede güçlük, dikkatte ilişkin problemler, aşırı uyarılmış olma durumu ve abartılmış irkilme tepkileri,

- Kaygı, kızgınlık, korku, suçluluk gibi duygular,

-Travma ile ilgili anıları uyandıran etkinlikler, yerler ya da kişilerden uzak durma çabaları,

-Travmanın önemli bir yönünü hatırlayamama,

-Etkinliklere karşı ilginin ya da katılımın önemli ölçüde azalması

-İnsanlardan uzaklaşma ya da insanlara yabancılaşma

-Duygulanımda kısıtlık /küntlük (örneğin sevme duygusunu yaşayamama, olumlu duyguları hissedememe ) gözlemlenir.

*** Tanı için bu belirtilerin en az 1 ay boyunca devam etmesi gerekir.

Travma sonrası stres bozukluğu travmatik olaydan sonra bir hafta içerisinde de başlayabilir, 30 yıl gibi çok uzun bir süre sonrada.

KAYNAKÇA

Davidson, G.C., Neale, J.M. (2004). Anormal Psikolojisi (7.Baskı). Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları

Burger, J.M. (2006). Kişilik. Psikoloji Biliminin İnsan Doğasına Dair Söyledikleri. (1. Baskı). İstanbul :Kaknüs Yayınları

Kaplan, H.I., Sadock, B.J. (1998). Birinci Basamak Psikiyatri El Kitabı. (2. Baskı). İstanbul: Turgut Yayıncılık.

Soykan, A. (2001). Psikiyatriye Giriş El Kitabı. (1. Basım). Ankara: Girişim Yayıncılık

Tükel, R. (Ed.). (2000). Anksiyete Bozuklukları. (1. Baskı).Ankara: Çizgi Tıp Yayınevi

Atkison, R.L., ve ark. (2000). Psikolojiye Giriş. (3. Baskı). Ankara: Arkadaş Yayınevi

Cüceloğlu, D. (2007). İnsan ve Davranışı. Psikolojinin Temel Kavramları. (7. Basım). İstanbul: Remzi Kitapevi